Please reload

Kocaeli Kitap Fuarında Sosyal Medyanın Dilini Konuştuk

May 24, 2015

1/3
Please reload

AVM'ler İçimizdeki Boşluğu Doldurabilir Mi

May 24, 2017

 

-AVM'lerin tüketim toplumunu oluşturmakta sizce bir payı ve etkisi var mı?

 

AVM’lerin tüketim toplumu oluşturmaktaki payı ve etkisini görmek için uzman olmaya gerek yok aslında. Bir çok insan için buralar sadece alışveriş değil yaşam merkezi. Ancak meseleye sadece AVM üzerinden bakmak yeterli değil bence, konuyu daha geniş bir şekilde yaşadığımız çağın narsisizm ve tüketimle olan ilişkisiyle değerlendirmek lazım. 1900’lü yılların başında üreticiler reklamlarında mallarının özelliklerini öne çıkarırlardı. Sonradan psikanaliz ve psikolojinin gelişmesiyle pazarlama stratejileri değişti ve artık insanlara bir mal satmak için o malı alırlarsa kendilerini ne kadar iyi hissedecekleri, hayal ettikleri insan olacakları söylenmeye başlandı. Kısacası artık malın kendisi değil, imajlar ve bu imajların kişilerin benliklerini nasıl  yükselteceği fikri pazarlanmaya başladı. Şu an 7’den 77’ye böyle bir dünyanın içine doğmuş bulunuyoruz. Bir saat, sadece vakti değil bizim tarzımızı gösteriyor, ayakkabı sadece giyilen bir şey değil, hangi sosyoekonomik düzeyden olduğumuzu gösteren bir işaret gibi. Bu anlattığım şeyin somut örneğini geçenlerde gençler arasında yaygın olan bir sosyal medya platformundaki bir paylaşımda gördüm. Orada bir okuldan bir öğrenci başka bir okuldaki öğrencileri aşağılarken “siz ancak falanca markadan giyinirken, biz şu markadan giyiniyoruz”  diyordu.

 

Kısacası kişilerin kendilerine verdikleri değer, kendilerini nasıl bir insan olarak gördükleri ve diğer insanları değerlendirme biçimleri tükettikleri şeyler üzerinden tanımlanır hale gelmiş durumda. Dışardan somut göstergelerle benliği yüceltmek veya bunlarla benlikteki eksikliği giderdiğini düşünmek,  maalesef bu çağın ciddi bir sorunu. Bütün bu ünvanlar, tüketilen ürünler vs. içteki boşluğu ve tatminsizliği telafi etmek için kullanılan ikame tatminler ve maalesef bunlar elde edildiğinde çok kısa sürede değersizleşip daha iyisi, daha lüksü isteniyor.  İçerdeki boşluk ise orada kalmaya devam ediyor. Konuyla ilgili 2002 yılında yapılan Ben Asrı (The Century of the Self) adlı belgesele ve Jean M. Twenge’nin başta “Ben Nesli” olmak üzere kitaplarına bakılabilir.

 

 

-Sizce AVM'ler bireyin psikolojisini nasıl yönlendiriyor?

 

Bu anlattığım genel psikolojinin kişilerin hayatlarındaki somut yansımalarını ben birkaç türlü görüyorum. Birincisi kötü geçen bir günün ardından bir şeyler alarak, bir şeyler tüketerek AVM’yi bir sakinleşme, düşünmeme, unutma yeri olarak kullanmak. Burada yaşanılan durumun psikolojik etkileriyle karşılaşmamak için insanlar AVM’ler kullanılıyor. Bu olabilecek bir şey ama bu kişinin hayattaki tek veya en sık kullandığı başa çıkma yöntemiyse bu sefer kişiler yaşadıkları durumla yüzleşemez, keyifsizliğe katlanamaz hale geliyor ki bu sefer başa çıkma becerileri güdük kalabiliyor çünkü insanlar zorluklarla, tatsızlıklarla karşılaşa karşılaşa bunlara başa çıka çıka olgunlaşır, güçlenir.

 

Başka bir kullanım alanı özellikle belli bir sosyoekonomik seviyede olan çiftlerin ve ebeveynlerin sıklıkla başvurdukları bir kullanım. Yoğunluktan eşlerine ve çocuklarına zaman ayıramayan eşler veya ebeveynler ayıramadıkları zaman ve ilgiyi, kime karşı suçluluk hissediyorlarsa onlara maddi şeyler alarak telafi etmeye çalışıyorlar. Sana ilgimi, özenimi, dinlememi, sohbetimi sunamıyorum ama bak sana şunu aldım. Bu oldukça sıkıntılı bir yöntem çünkü insanlar özellikle çocuklar ilişkinin kendisi yerine maddi bir şey aldıklarında zamanla daha da tatminsiz hale gelebiliyorlar ve ilişki, anlayış ihtiyaçlarını maddiyatla kapatabileceklerini öğrenmiş oluyorlar. Böyle büyüyen bir kişi değersiz hissettikçe maddi şeylere sarılıyor ve tatminsizlik devam ediyor. Ayrıca yarın kendisi de eş veya ebeveyn olunca diğer kişiyle nasıl duygusal olarak derin bir ilişki kurulur bilmediği için kendisine yapılanı eşine ve çocuğuna yapmaya başlıyor. Sonuç AVM’de yanında poşetlerle yemek yiyen ama sohbet etmeyen aileler.

 

Başka bir kullanım da ailelerin birlikte nasıl zaman geçirilir konusundaki eksikliklerini AVM’ye giderek kapatmaları. Burada aile birbirine vakit ayırmak istiyor, özen göstermek istiyor ama nasıl birlikte vakit geçirilir bilmiyorlar. Özellikle havanın soğuk ve yağışlı olduğu zamanlarda özellikle çocukları eğlemek için AVM’lere gidiyorlar. Bu noktada ailelerin birlikte vakit geçirmek için başka alternatifleri araştırması, şehirdeki aktiviteleri öğrenmeleri veya ailecek evde nasıl oynanır, eğlenilir konularında kendilerini geliştirmeleri gerekiyor.

 

-AVM'ler çocukları nasıl etkiliyor ve yönlendiriyor?

Çocuklar kendilerini sakinleştirmeyi ve ne kadar değerli olduklarını anne babalarının onlara nasıl davrandıkları üzerinden öğrenirler. Yukarda belirttiğim gibi anne-babanın kendisi sakinleşmek, değerli hissetmek için bunları kullanıyorsa yine çocuklarını da böyle yaklaşıyorsa çocuklar da sakinleşmek ve değerli hissetmek için maddi şeylere başvurmayı öğreniyorlar. Bu da tüketim toplumunun ve narsisizmin bir kuşaktan başka bir kuşağa aktarılması anlamına geliyor. Birçok maddi nesneye ve başarıya sahip olmasa da mutsuz olan kuşaklar yetişiyor.

 

 

-AVM'lerle birlikte oniomani, yani alışveriş hastalığının arttığını söylemek mümkün mü?

 

Oniomani yani kompulsif yani zorlantılı satın alma aslında uzun zamandır bilinmemesine rağmen ülkemizde pek araştırılmamış bir durum.  Daha çok kişinin dürtü kontrolü, duygudurumu veya takıntılı kişilik özellikleri gibi bireysel özellikleri üzerinden ele alınan bir konu. Dünyada özellikle Amerika’da yapılan araştırmalar, nufüsun  % 1 ile 6’sını oluşturan ve neredeyse tamamı kadınlardan oluşan bir kitlenin bundan mustarip olduğunu gösteriyor. Özellikle, menstürasyon öncesi dönemlerde kontrolsüz şekilde iyi hissettirecek şeylerin alındığını görüyoruz. Böyle zamanlarda AVM’lerde vakit geçirmenin muhtemelen durumu ağırlaştırdığı sonucunu çıkartmak yanlış olmaz diye düşünüyorum. Ülkemizde ruh sağlı alanı dışından araştırmacıların yaptığı çalışmalarda ise özellikle kredi kartı kullanımının bu durumu arttırdığı ve sonrasında yüksek pişmanlığın oluştuğu gözlenmiş. 

 

 

 

Online alışverişin özellikle de teklif verilerek yapılan alışverişin kompulsif alışverişi arttırdığını söyleyen araştırmalar var. Mankenin üzerinde, fotoğrafta daha güzel görünen kıyafeti almak veya internette çok kişinin baktığı bir nesneyi almak kişinin olumsuz duygularından kaçmasına ve kendini daha iyi hissetmesine neden olabiliyor. Ama altta yatan değersizlik duyguları vb. olmadan tek başına sanal alışverişin veyahut AVM’lerin neden olduğunu söylemek yanlış olur. Dediğiniz gibi bunlar sadece tetikleyiciler.

 

-Hastalığın tedavisi mümkün mü, nasıl bir yöntem izleniyor?

İnsan beyni oldukça plastik, değişen bir yapı. Düşüncelerimiz, duygularımız, davranışlarımız ile beynimiz, beynimizin işleyişi arasında karşılıklı birbirine etkileyip değiştiren bir ilişki var.  İnsan ne yaşarsa yaşasın zorlandığı konunun tamamen geçmesi veya artık hayatını daha az etkiler bir hale gelmesi mümkün. Uygun ruh sağlığı müdahaleleri (psikiyatrik ve psikolojik yardım) ve yaşam şeklinin değiştirilmesi ile bu durum da iyiye gidebilir. Müdahaleler altta yatan düşünce, duygu ve davranış kalıplarının ele alınması ile alışverişin işlevinin anlaşılması, alışveriş yerine daha sorunsuz alternatiflerin konulması, sakinleşme, kendini eğlendirebilme vb. becerilerin geliştirilmesi şeklinde oluyor. Tabii ki bu dediklerim işleyişin özeti.

 

 

Please reload

Please reload

Please reload

 

Tüm hakkı saklıdır. Coprighted