Please reload

Kocaeli Kitap Fuarında Sosyal Medyanın Dilini Konuştuk

May 24, 2015

1/3
Please reload

Gençlerin Varoluşsal Sorgulamalarına Rehberlik Dersi Ne Kadar Katkı Sağlıyor?

 

Gençlik Araştırmaları Dergisi • Aralık 2015 • 3(3) • 127-160

 

Öz

Varoluşun kaçınılmaz getirileri olan ölüm, izolasyon, seçim, anlamsızlık ve bedensellik, her insanın hayatında çeşitli olaylar sonucunda karşısına çıkmaktadır. Ergenlik döneminde ise gençler bunlar üzerinde bilinçli olarak düşünmeye başlamaktadır. Bu dönemde gençlerin bu sorgulamalarına katkı sağlayacak en önemli kurumlardan biri okuldur. Okul sistemi içinde de rehberlik ve yönlendirme dersi gençlerin kişisel gelişiminde ayrıca önem teşkil etmektedir. Ancak dersin programına bakıldığında eğitsel, mesleki ve kişilerarası konu ve becerilere ağırlık verilirken, varoluşsal meselelere doğrudan hiç değinilmemektedir. Hali hazırdaki kazanım ve etkinliklerden ise ancak bir kısım bu meselelere dolayl şekilde değinmektedir. Halbuki gençlerin bu konulardaki sorgulamalarına okullarda daha fazla yer verilmesi gençlerin hayata dair daha derin bir anlayış geliştirmelerine katkı sağlayacaktır. 

Anahtar Kelimeler: Ölüm, yalnızlık, seçim, anlamsızlık, bedenlilik, rehberlik ve yönlendirme dersi

 

Summary

Existential givens such as mortality, isolation, choice, meaninglessness and embodiedness occur in the life of the every human being. Young people begin to question these issues in adolescence. Schools are the one of the most important institutions which could contribute questionings of the youngsters. Guidance lesson has a special importance for the personal growth of the youngsters. However, when its content is considered it is seen that educational, vocational and interpersonal issues are highly valued while existential issues are not addressed directly. Only a few of the goals of the lesson could be interrelated with these issues indirectly. Giving more room to adolescents’ questionings to these issues could assist them to grow a deeper understanding toward life.

Keywords: Death, freedom, meaninglessness, isolation, embodiedness, guidance lesson

 

 

 

 

 

Varoluşçu bir perspektiften bakıldığında insan, yaşamı boyunca kaçınılmaz olarak varoluşun getirileri (existential givens) ile yüzleşmek durumunda kalır. Yalom (1980) bunları ölüm, yalnızlık, yalıtım ve anlamsızlık olarak betimlerken başka yazarlar bunları sınırlılık, eylemde bulunma potansiyeli, seçim, bedenlilik, farkındalık ve ayrık ama ilişkili olmak üzere altı tane olarak tanımlamıştır (Bugental, 1981; Bugental & Sterling, 1995).  Varoluşun bu kaçınılmaz getirileri, hayatlarımızın zeminindeki var olmama (nonbeing) halini teşkil ederler ve insanlar içine doğdukları bu zeminden kendi varoluşlarını oluştururlar (Bugental, 1981; Prochaska, 1984).

Varoluşun bu kaçınılmaz getirilerinin yaşam içinde hissedilmesi varoluşçu psikoterapi yazınında “varoluşsal kaygı” olarak geçen çeşitli güçlü duyguları tetikler. İnsanlar çocukluklarından itibaren bu korkularından kurtulmak için çeşitli engelleme, yansıtma ve bozma stratejileri kullanırlar ancak er ya da geç karşılaşılan yaşam olayları bunlarla yüzleşmeyi getirir (Bugental, 1978; Yalom, 1980). Kierkegaard “doğru şekilde kaygılı olmayı kim öğrenmişse, nihai olanı öğrenmiştir” ve “ kişi ne kadar çok kaygıyı yaşarsa o kadar insan olur” (1844/1980: 155) sözleriyle varoluşsal kaygıyı fark edip yaşamayı insan olma ve gelişmeyle eşleştirmiştir.   Varoluşun getirilerinin tetiklediği varoluşsal kaygı ile yüzleşmemek ise nevrotik kaygıyı doğurur (Bugental, 1981;  May & Yalom, 1995; Prochaska, 1984). Örneğin çocuğunu devamlı gözünün önünde tutarak onun başına bir şey gelmeyeceğine düşünen anne, varoluşun özündeki ölümlülüğü ve belirsizliği inkar etmeye çalışmakta, çocuğunun başına her an bir şey gelebileceğine dair yaşadığı varoluşsal kaygıyı, çocuğunu devamlı kontrol etme olarak kendini gösteren nevrotik kaygıya dönüştürmüş olmaktadır. Halbuki varoluşsal kaygıyla başa çıkmanın yegâne yolu cesaretle onunla yüzleşmek ve bu kaygıyı özgün bir insan olmanın bedeli olarak görmektir (Tillich, 1952/2000).

Varoluşun kaçınılmaz getirileri ile yüzleşmek anlam üretmek, yaratıcılık ve sevmek için kapı açmaktadır. Bu haliyle varoluşçuluk “otantik” ve “otantik olmayan”  şeklinde iki tane ayrı yaşam modu tanımlamaktadır (Bugental, 1981;1987; Heidegger, 1926/1962; May, 1981; 1992). Otantik olmayan yaşam halinde kişi, bu getirilerin farkında olmadan yahut bunları reddederek yaşar, nevrotik kaygıyla karakterize olan daralmış bir varoluş ile yaşamını sürdürür (Bugental, 1987). Otantik olmayan yaşamda kişinin enerjisi, bilinçdışı savunmalarla varoluşun getirilerinden kaçmasına harcanır ve kişi varoluşunu sosyal kısıtlamalar ve konformizm ile sınırlar (Procaska, 1984). Sartre (1943/1958) da bu duruma “kendini aldatma” (self deception) ve “yanlış inanç” (bad faith) kavramlarıyla işaret eder.  Otantik yaşam ise varoluşun getirilerini kabul edip, varoluşsal kaygıya rağmen varoluşunu dolu dolu yaşamaktır (Bugental, 1981) ancak bu bir kere yaşanılıp biten, mutlak bir son değildir aksine her defasında deneyimlenen sonra tekrar otantik olmayana düşülen bir yaşantıdır (Tillich, 1952/2000). 

Dolu dolu bir yaşam için yüzleşilmesi gereken bu varoluşun getirilerine bakıldığında ilk karşılaşılan olgu ölümlülüktür. Ölüm, kimsenin varlığını inkar edemediği bir olgu olarak kaygının çıkış noktasıdır (Yalom, 1980). Bugental (1981) bunu daha da genişleterek insanın sınırlılığı olarak tanımlamış ve insanın varoluşunun bir sınırının olmasının, bu sınırın dışında kalan belirsizliklerle karşılaşmayı da getirdiğini ifade etmiştir. Heidegger (1926/1962) işaret ettiği şekliyle kendi sonluluğumuzla karşılaşmadıkça bu sonlulukta yapabileceğimizin en iyisini yapma görevinden de uzak kalmış olmaktayız. May (1999)  ölümün şokuyla karşılaşmanın bugünü en iyi şekilde değerlendirmeye götürdüğünden ve diğer insanlarla aynı kaderi paylaşıyor olmaktan dolayı onlarla bir kardeşlik, yoldaşlık hissi taşımaya neden olduğundan bahsetmiştir.

Yalom’un (1980) betimlediği ikinci varoluşun getirisi ise seçimdir. İnsanlar sürekli seçimler yaparlar ve seçimlerinin sonuçlarını yaşarlar. Buna rağmen seçim yapmanın kaygısından kaçmak için ertelemek, dürtüsel veya sabit davranmak, seçimlerini diğer insanlara bırakmak gibi yöntemler kullanabilmektedirler (Yalom, 1980). Halbuki Heidegger (1926/1962) ve Sartre’ın (1943/1958) vurguladığı üzere kendi özgürlüğünü ve sorumluluğunu inkar etmek, aynı zamanda kişinin kendi varoluşunu ve geleceğini oluşturma potansiyelini de inkar etmesi anlamına gelmektedir.

Varoluşun üçüncü kaçınılmaz getirisi olan yalıtım ise kişinin her ne kadar diğer insanlarla bir bağ içinde olsa da onlarla arasında aşılmaz bir boşluğun hep kalması ve kişinin varoluşunun nihayetinde yalnız olduğudur (Bugental, 1981 ve Yalom, 1980). İnsanlar diğerleri tarafından devamlı görülmek isteyerek, bir grubun üyesi olarak o grubun tüm değerlerini var kararlarını benimseyerek adeta o grubun içinde erimek isteyerek, hiç kimseye hayır demeyip, karşı çıkmayarak, öfkesini ifade etmeyerek, kültürün veya değerler sisteminin ters olabilecek hiçbir şey yapmayarak bu yalıtılmışla başa çıkmaya çalışmaktadırlar (Yalom,1980). Ancak bu durumların hepsinde kişi diğer insanlarla Buber’in (1923/1958) ifade ettiği Ben-Sen ilişkisi içinde ilişki kurmamakta bunun yerine onları kendi yalnızlık ihtiyaçlarının nesnesi konumuna sokmaktadır. Fromm (1963) böyle bir ilişki yerine ancak kendi bireyliğini ve izolasyonu fark ederek diğerini ihtiyaçtan kaynaklanmayan şekilde sevmekten bahsetmiştir. Bu perspektiften bakıldığında diğer insanların onayını ve kabulünü beklemeden kendi özgün potansiyelini ortaya koyabilmek için kişinin bu mutlak izolasyonunu fark etmesi gerekmektedir.

Yalom (1980) ve Bugental (1981) varoluşun dördüncü getirisi olarak anlamsızlığı ifade etmişlerdir. Frankl (1984, 1986) insanı anlam arayan varlık olarak tanımlamış, bu arayışın doğuştan geldiğini ve anlam eksikliğinin ruh sağlığı problemlerinin temelinde olduğunu ileri sürmüştür. Hem Yalom hem de Bugental, Frankl’ın insanın anlam arayışında olduğu tezine katılmakla birlikte bu anlamın hayatta hazır bir şekilde bulunmadığını, haliyle insanın bu anlamı kendisinin oluşturması gerekliliğini savunmuşlardır. Yaşamda hali hazırda bir anlam olmamasının getirdiği anlamsızlık, absürtlük ve umutsuzlukla başa çıkmak için insanların düşünmeden amaca adanmaya (Bugental, 1981), özgeci davranışlara, yaratıcılıkla ya da hedonizmle (Yalom, 1980) başvurdukları ifade edilmiştir.

Son olarak Bugental (1981), Yalom’dan farklı olarak bedenliliği varoluşun kaçınılmaz bir getirisi olarak betimlemiştir. Ona göre bilinçli deneyimlerimizde bedenin varlığı şart olduğundan, bir beden olma bilinci hemen her türlü deneyimimize sızmaktadır ancak bedenli olmak aynı zamanda acı çekmeye ve zarar görmeye açıklık anlamına geldiğinden insanlar daha cansız ve keyifsiz hissetmek pahasına bedenliliklerini inkar etmektedirler (Bugental, 1981).  May (1969) de biyolojik varoluşun çok güçlü olduğunu ancak hem yapıcı hem de yıkıcı bir potansiyelinin olduğunu ifade etmiştir. İnsanların kültürel şekilde bu hayvansı taraflarını bastırdıklarını ancak bunun da kişileri apati ve cansızlık hisleriyle baş başa bıraktığını ifade etmiştir.

Varoluşsal getirilerin yaşamın içinde rafine olmadığı ve kendilerini yaşam olaylarında ve ilişkilerde ortaya koyduklarını görmekte de yarar vardır. Bu getirilerin felsefi bir sorun olarak bilinçli şekilde ele alınmasından çok bunların yaşam içinde, günlük durumlarla ortaya çıktığının fark edilmesi bunların soyut kavramlardan, kaçınılmaz somut durumlar olduğunun anlaşılması açısından kritiktir. Aksi halde bu getirilerle sadece belli bir olgunluğa ve akademik birikime sahip kişilerin muhatap olduğu sanısı ortaya çıkacaktır. Hâlbuki insan fark etsin ya da etmesin önünde ölümün olduğunu, hayatta yalnızlık denen bir şey olduğunu, yaptığı seçimler sonucunda başka bir şeylerden de vazgeçmiş olacağını, hayatının anlamsız ve boş da geçebileceğini bir yanıyla bilebilecek, anlayabilecek bir varlıktır. Bunlar en okumuşundan hiç okumamışına, en çok hayat tecrübesi olandan en az hayat tecrübesi olana kadar, herkesin ucundan kıyısında da olsa sezdiği ve bir şekilde deneyimlediği gerçeklerdir. Bir çocuk annesinden biraz uzak kaldığı an ayrılığı, yalnızlığı, güvende olmamayı artık deneyimlemiştir. Bir ergen arkadaşları tarafından kendisine sunulan sigarayı kabul etmediğinde arkadaşlarının tepkisini alacağını yani yaptığı seçimle bir şeyleri kaybettiğini anlamış bir insandır artık. Ya da yıllarca büyütüp, okuttuğu çocuğunun evlenip gittiği gün, evde yalnız kalan anne-baba, o zamana kadar hayatlarını anlamlı kılan şeyin gittiğini ve artık yeni bir anlam bulmaları gerektiğini felsefi bir sorgulama yapmasalar dahi artık deneyimlemişlerdir. Yine her insan sevdiklerinden birilerini kaybettiğinde kendi ölümlülükleriyle de karşılaşmıştır. Kısacası varoluşsal getiriler yaşamın içinde kaçınılmaz olarak kendilerini devamlı ortaya koymaktadır.

 

Varoluşsal Meselelerin Ergenler İçin Önemleri

Varoluşun kaçınılmaz getirileri olan bu olguların ergenin yaşamındaki yeri, psikoloji ve gelişim perspektifinden bakıldığında da büyük önem arz etmektedir. Öncelikli olarak ölüm olgusu ele alındığında, ölüm karşısında insan diğer canlılardan farklı bir durum ortaya koyar. İnsan, ölümü sadece yaşamaz onu anlamlandırmaya da çalışır. Ölümün evrenselliğini, geri dönülmezliğini, bir nedeni olduğunu ve artık ölen insanın dünyadaki işlevinin bittiğini fark eder (Bjorklund, 2000). Ergenlik çağında da kişi, soyut düşünme becerileri kazanır ve ölümü sadece başkalarının başına gelebilecek bir şey olarak görmeyi bırakarak kendinin de ölebileceğini fark etmeye başlar. Tam da yaşamı doya doya yaşamak istenilen bu dönemde bunu fark etmek ergende bir tehdit hissi oluşturur. Ölümün bir haksızlık olduğu ve kendi elinde olmadığı düşüncesi onda kızgınlık yaratabilir. Bu dönemde kendini güçlü görmek istediği için ölüm karşısında etkilenmemiş gözükmek de isteyebilir. Her şeyi sorguladığı bu dönemde yaşamın ve ölümün anlamını sorgulayabilir (Granot, 2004). Bununla birlikte Dünya Sağlık Örgütüne göre 2012 yılında dünyada 15- 29 yaş arasındaki gençlerin ölüm nedenleri arasında intiharın ikinci sırada yer aldığı (DSÖ, 2015) göz önüne alındığında gençlerin sadece ölümü düşünmekle kalmayıp, kendi ölümleri üzerinde de düşündükleri ve bununla ilgili radikal kararlar aldıkları anlaşılmaktadır.

Yine ergenlik döneminde ilk bağlanma figürleri olan anne-babadan ayrışma sürecine giren ergen, aile dışında yeni arkadaşlıklar ve ilişkiler edinmek istemektedir. Yaşıtlarıyla iyi ilişki kuramayan ergenler, artan otonomi ihtiyacı yüzünden ebeveynlerinden gelen destekle de bu açığı kapatamaz (Laible, 2007). Yalnızlığın yoğun olması halinde ergenler ve yetişkinler üzerinde depreyon, anksiyete vb. birçok ruh sağlığı problemine yol açmaktadır (Heinrich& Gullone, 2006; Rokach & Neto,2000; Fontaine, Burks, Dodge ve Price, 2006) yine yalnızlığın yoğunluğunun fazla olması halinde fiziksel rahatsızlıklara da neden olmaktadır (Hawkley ve Cacioppo, 2010). Bununla birlikte ergenler kaç kişiyle ilişkide olduğunun yansıra ilişkilerinin niteliğini de sorgulamakta ve yakınlığı önemsemektedir. Yalnızlık hissetme (loneliness) ile yalnız kalma (aloness) arasındaki farkı ayırt eder (Berlin, Youngblade ve Belsky, 1991). Yani birileriyle birlikteyken de yalnız hissedebilirken, tek başına zaman geçirirken kendini yalnız hissetmeyebilir.

Hayatın anlamını düşünme, yine ergenlerin gelişen soyut düşünme becerileri ile idealleri sorgulaması ve artan bireyleşme ihtiyaçları ile artış gösterir. Yaşamda anlama sahip olmanın daha fazla genel iyilik hali ve daha az psikolojik sıkıntılarla (Steger, Frazier, Oishi ve Kaler, (2006), ego-sağlamlığıyla (Demirbaş ve Keklik, 2011),travma sonrasında daha iyi uyum sağlamayla (Steger, Frazier ve Zacchanini, 2008),  daha sağlıklı olmayla (Steger, Mann, Michels ve Cooper, 2009) ve zihinsel becerilerdeki düşüşlere ve Alzheimer’a karşı daha az riskli olma ile (Boyle, Buchman, Barnes ve Bennett, 2010) ilişkisi bulunmuştur. Bunun zıddı olarak da anlamsızlıkla depresyon, intihar eğilimi, madde bağımlılığı  gibi ruh sağlığı problemleriyle ilişki görülmektedir (Harlow, Newcomb, ve Bentler, 1986; Steger, Oishi ve Kesebir, 2011; Yalom, 1980).  Ergenlerin özelinde ise Brassai, Piko, ve Steger (2011) yaşamda bir anlama sahip olmanın ergenler için madde kullanımı, yeme bozuklukları gibi sağlık riski içeren davranışlara karşı doğrudan koruyucu işlevinin olduğunu saptamışlardır. Sonuç olarak varoluşçu psikoterapinin önemsediği konular ampirik araştırmalarda da gençler için önemli gözükmektedir.

 

Varoluşsal Meseleler Açısından Rehberlik ve Yönlendirme Dersinin Kapsamı

Gençler için bu konuların işlenebileceği önemli mecralardan biri okullardır. Okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri öğrencinin kişisel gelişimi için hizmet etmesi öngörülmüş bir okul işlevidir. Gençlerin hayat ve kendi varoluşlarını sorguladıkları, hayatlarını anlamlarını bulmaya çalıştıkları ergenlik döneminde bu meselelerin okulda ders içeriklerinde de çalışılması gençlerin hayatı anlamlandırmalarına yardımcı olacaktır. Yine bu konularda doğru bir yönlendirme yapılması ölüm kaygısı, anlamsızlık, yalnızlık hissi, seçim yapamama vb. birçok kriz durumunun da önüne geçilmesine yardımcı olacaktır. Bu konuların işlenebileceği Ortaöğretim rehberlik ve yönlendirme dersinin içeriğinde bu konuların doğrudan ya da dolaylı şekilde ne ölçüde işlenildiği, okullarımızda varoluşsal meselelere ne kadar değinildiğinin göstergelerinden biridir.

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yayınlanan Rehberlik ve Yönlendirme Dersi Programı (MEB,2011) ve Rehberlik ve Yönlendirme Dersi Örnek Etkinlikleri (MEB, 2011) baktığımızda programda yedi yeterlik ve gelişim alanı tanımlanmış ve bunlarla ilgili etkinlik örnekleri verilmiştir. Okula ve çevreye uyum, eğitsel başarı, kendini kabul, kişiler arası ilişkiler, aile ve toplum, güvenli ve sağlıklı hayat, eğitsel ve mesleki gelişim olmak üzere tanımlanan bu alanlarla ilgili 120 adet kazanım belirlenmiştir. Bu kazanımların ilişkilendirildiği etkinliklere bakıldığında kazanımlardan kast edilenlerin ne olduğuna dair ipuçları bulunabilir. Hem kazanım listesi hem de bunlarla ilişkili etkinliklere varoluşun getirilerinin doğrudan veya dolaylı şekilde ne kadar yer aldığına dair bakıldığından varoluşun getirileri olarak tanımlanmış ölümlülük, izolasyon, seçim yapma, anlamsızlık ve bedenlilikle ilgili doğrudan hiçbir kazanım ve etkinliğin olmadığı görülmektedir. Bununla birlikte bunların dolaylı olarak ele alındığı kazanım ve etkinliklere baktığımızda karşımıza farklı gelişim alanlarına dağılmış oldukça zorlayarak da olsa anlam, seçim, yalnızlık ve bedenlilikle ilişkilendirilebilecek kazanımlar bulabilmektedir. Dikkat çekici olan ise zorlanılarak ilişkilendirilmeye çalışılsa bile hala ölüm farkındalığıyla ilgili hiçbir kazanım görülmemektedir. Bu durum Ken Wilber’ın çağımızın en çok bastırılan olgusunun cinsellik değil, ölüm olduğu tespitini hatırlatmaktadır (Wilber,1991 )

Varoluşun hangi getirileri ile hangi kazanımlarının eşleştirilebileceğine dair bir listeleme yapıldığında anlam/anlamsızlık ile ilişkilendirilebilecek kazanımlar numaraları ile beraber aşağıda verilmiştir:  

9: Geleceğe ilişkin amaçlarını açıklar.

15. Geleceğe ilişkin amaçlarını toplumun sosyal ve ekonomik kaynaklarını da dikkate alarak belirler.

18. Geleceğe yönelik belirlediği amaçların ulaşılabilirliğini değerlendirir.

21. Değerlerini fark eder.

25. Değerlerinin hayatı üzerindeki etkilerini açıklar.

83. Mesleki değerlerin meslek seçimindeki rolünü açıklar.

86. Mesleki doyum ile mesleki değer, ilgi, yetenek ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi fark eder.

Yukarda verilen kazanımların yaşamın anlamını araştırma veya buna sahip olma ile dolaysız olarak ilişkilendirilemeyeceği açıktır. Hayatta anlam, kişinin bir hedefe, bir misyona ya da kapsayıcı bir hayat amacı ile yaşamını anlamlandırmasıdır (Steger,2012). Yaşamdaki amaçlar ve değerler her ne kadar yaşamın anlamına benzer olsa ve yakın çağrışımlar yapsa da hem kapsam hem de nitelik açısından farklılık göstermektedirler.

Seçim ile ilişkilendirilebilecek kazanımlar aşağıda verilmiştir:

             12. Verdiği kararları etkili karar verme basamakları açısından değerlendirir.

13. Etkili karar verme unsurlarını kararlarında kullanır.

60. Eş seçiminin önemini ve eş seçiminde dikkate alınacak unsurları açıklar.

72. Okulda seçebileceği dersler hakkında bilgi toplar.

73. Ders seçimine etki eden faktörleri sıralar.

74. Kendini tanımanın ders seçimindeki önemini fark eder.

75. Seçebileceği dersler ile meslekler arasındaki ilişkiyi açıklar.

76. Seçeceği mesleğin hayatını nasıl etkileyeceğini açıklar.

77. Mesleki değerleri, ilgileri, yetenekleri ve kişilik özellikleri ile seçebileceği dersler arasında ilişki kurar.

79. Ders seçiminde kendini ve içinde bulunduğu koşulları gerçekçi bir biçimde değerlendirir.

80. Eğitsel ve mesleki planlama dosyasından yararlanarak mesleki değer, ilgi, yetenek ve akademik

başarısına uygun ders seçimi yapar.

95. Mesleki değer, ilgi, yetenek ve akademik başarısına göre yükseköğretim programını seçmenin önemini fark eder.

98. Seçtiği/seçeceği derslerin hayatını nasıl etkilediğini/etkileyeceğini sorgular.

Yukardaki kazanımlar incelendiğinde seçim süreçleri, seçimin hayatları üzerindeki etkisi hakkında bilgi verilirken, insanın sürekli seçimlerle karşı karşıya olduğu, her seçimin aynı zamanda diğer seçenekleri seçmemek olduğu için kayıp içerdiği ve seçimlerimizin sorumluluğundan kaçamayacağımız gibi seçim yapmanın varoluşsal doğası ile ilgili herhangi bir kazanım bulunmamaktadır. Seçim yapmak eş seçimi dışında sadece eğitsel ve mesleki alan ile sınırlandırılmıştır.

Varoluşun izolasyon getirisi ile ilgili olarak kazanımlar ele alınırken kişilerarası ilişkiler başlığı altındaki tüm başlıklar kapsam dahilinde tutulabilir ancak bu kazanımların çoğu kişilerarası ilişkilerdeki iletişim, duygu kontrolü ve çatışma çözümüyle ilgili teknik bilgileri içerdiğinden doğrudan bu maddelerin tamamının izolasyon ile ilişkilendirilmesi doğru olmayacaktır. Zira izolasyon, kişilerarası ilişkilerde hep bir ayrık olma halinin, aşılamayacak bir boşluğun olduğuyla ilgilidir. Yani kişilerarası ilişkiler spektrumunun ayrışma ile ilgili kutbuna yakın durmaktadır. Ayrışma perspektifinden bakıldığında ise aşağıdaki kazanımlar, izolasyon ile dolaylı olarak ilişkilendirilebilir:

36. Akran baskısıyla baş eder.

39. Fiziksel, sözel ve duygusal şiddetle karşılaştığında nereden yardım alabileceğini belirtir.

40. Fiziksel, sözel ve duygusal tacizle karşılaştığında nereden yardım alabileceğini belirtir.

45. Kişiler arası ilişkilerde esnek ve hoşgörülü olur.

49. İnsanları olduğu gibi kabul eder.

50. İnsanların özel hayatına saygı gösterir.

Son olarak varoluşun bedenlilik getirisine bakıldığında beden farkındalığı,  bedenin ihtiyaçlarını fark edebilmek vb. konularda kazanım bulunmamaktadır. Güvenli ve sağlıklı hayat adındaki gelişim alanında sağlıklı hayat, acil durumlarda yapılacaklar, stres ile başa çıkma ve ortak sağlık sorunlarından korunma konularında kazanımlar yer almaktadır. Bir bedenle/bedende yaşadığımız gerçeğiyle ilişkilendirilebilecek kazanımlar ise aşağıdaki gibidir:

62. Sağlıklı hayat için gerekli alışkanlıkları edinir.

63. Kendini zararlı alışkanlıklardan korur.

69. Toplumu ve dünyayı ilgilendiren ortak sağlık sorunlarını belirtir.

70. Toplumu ve dünyayı ilgilendiren ortak sağlık sorunlarından korunma yollarını ifade eder.

 

Sonuç ve Öneriler

Rehberlik ve yönlendirme dersinin kazanım listesine baktığımızda insanın varoluşuyla ilgili temel meselelere doğrudan değinilmediği ancak çok zorlanarak bazı kazanımlar ve etkinliklerin bunlarla ilişkilendirilebileceği görülmektedir. Bu haliyle rehberlik ve yönlendirme programı gençleri ağrılıkla olarak eğitsel, mesleki ve kişilerarası yönleriyle ele almakta gözükmektedir. Halbuki insann kişilerarası, eğitsel, mesleki gelişimi yansıra psikolojik, tinsel ve bedensel boyutlarıyla da farkındalığının gelişimi söz konusudur. Aile çocukların temel hayat becerilerini kazanmaları için başlangıç noktasını oluşturmakla birlikte asıl eğitim insanın bir bütün olarak gelişiminin desteklenip ona yeni ufukların açıldığı yerdir. Bu misyonun yerine getirilmesi hem gençlerimizin bireysel gelişimi hem de toplumsal gelişim ve iletişim için önem arz etmektedir.      

Ayrıca insan varoluşunun getirilerinin inkâr edilse bile hayatta bunların kaçınılmaz olarak karşımıza çıktığını ve ergenlikte gençlerin kendi varoluşlarını ve hayatı sorguladığını düşündüğümüzde bu meselelerin çalışılması bir lüks değil, zaten kaçınılmaz olan ve hali hazırda da olanın ele alınmasıdır. Dolaysıyla bu konuların rehberlik ve yönlendirme dersi kapsamına alınması, bunlarla ilgili kazanımların ve etkinliklerin oluşturulması gençlerin hayata yaklaşmalarının derinleşmesi açısından elzem gözükmektedir.

 

Kaynakça

Berlin, L. J., Youngblade, L. M., & Belsky, J. (1991). Antecedents of lonelinessand the ability to be alone in young children. Paper presented at the biennial meeting of the Society for Research in Child Development, Seattle, WA.

 

Boyle, P. A., Buchman, A. S., Barnes, L. L., & Bennett, D. A. (2010). Effect of a purpose in life on risk of incident Alzheimer Disease and mild cognitive impairment in community-dwelling older persons. Archives of General Psychiatry, 67, 304-310. 

 

Brassai, L., Piko, B. F., & Steger, M. F. (2011). Meaning in life: Is it a protective factor for adolescents’ psychological health? International Journal of Behavioral Medicine, 18, 44-51.

Bjorklund, D. F. (2000). Children's thinking: Developmental function and individual differences . Wadsworth/Thomson Learning.

 

Buber, M. (1958) I and Thou. (2nd edn) (Trans. R. G. Smith.) Edinburgh: T. & T. Clark. (Original work published 1923)

 

Bugental, J. F. T. (1978) Psychotherapy and Process: The Fundamentals of an Existential-Humanistic Approach. Boston, MA: McGraw-Hill.

 

Bugental, J. F. T. (1981) The Search for Authenticity: An Existential-Analytic Approach to Psychotherapy. (Exp. edn) New York: Irvington.

 

Bugental, J. F. T. (1987) The Art of the Psychotherapist: How to Develop the Skills thatTake Psychotherapy Beyond Science. New York: Norton.

 

Bugental,J.F.T. & Sterling, M. M. (1995) ‘Existential-humanistic psychotherapy: new perspectives’, in A. S. Gurman and S. B. Messer, (eds), Essential Psychotherapies:Theory and Practice. New York: Guilford Press.

 

Demirbaş, N., & Keklik, İ. (2011). Üniversite Öğrencilerinin Yaşamda Anlam Düzeyleri ve Yılmazlık Düzeyleri Arasındaki İlişki. In XI. Ulusal Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Kongresi. İzmir.

Dünya Sağlık Örgütü (2015) http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs398/en/  adresinden 07.12.2015 tarihinde indirilmiştir.

Frankl, V. E. (1984) Man’s Search for Meaning. (Revised and updated ed.) New York: Washington Square Press.

 

Freud, S. (1896). Heredity and the Aetiology of the Neuroses. The Standard Edition of the Complete Psychological Works of Sigmund Freud, Volume III (1893-1899): Early Psycho-Analytic Publications, 141-156

 

Fromm, E. (1963) The art of loving. New York: Bantam.

 

Gierveld, J. D. J. (1998). A review of loneliness: concept and definitions, determinants and consequences. Reviews in Clinical Gerontology, 8(01), 73-80.

Granot, T. (2004). Without you: Children and young people growing up with loss and its effects. Jessica Kingsley Publishers.

 

Harlow, L. L., Newcomb, M. D., & Bentler, P. M. (1986). Depression, self-derogation, substance use, and suicide ideation: Lack of purpose in life as a mediational factor. Journal of Clinical Psychology, 42(1), 5–21.

 

Hawkley, L. C., & Cacioppo, J. T. (2010). Loneliness matters: a theoretical and empirical review of consequences and mechanisms. Annals of Behavioral Medicine, 40(2), 218-227.

 

Heidegger, M. (1962) Being and Time. (Trans. J. Macquarrie and E. Robinson.) Oxford: Blackwell. (Original work published 1926)

 

Heinrich, L. M., & Gullone, E. (2006). The clinical significance of loneliness: A literature review. Clinical psychology review, 26(6), 695-718.

Prochaska, J. O. (1984). Systems of Psychotherapy. Illinois: The Dorsey Press.

Kierkegaard, S. (1980). The concept of anxiety: a simple psychologically orienting deliberation on the dogmatic ıssue of  hereditary sin. Vol. 8. (Trans. R. Thomte.) Princeton, NJ: Princeton University Press. (Original work published 1844)

 

Laible, D. (2007). Attachment with parents and peers in late adolescence: Links with emotional competence and social behavior. Personality and Individual Differences, 43(5), 1185-1197.

 

May, R. (1969). Love and Will. New York: Norton.

 

May, R. (1999) ‘Creativity and the unconscious’, Review of Existential Psychology and Psychiatry, 24: 33–9.

 

May, R. & Yalom, I. (1995). "Existential Psychotherapy" in R.J.Corsini and D.Wedding (eds) Current Psychotherapies. Illinois: F.E. Peacock Publishers,Inc.

 

Rokach, A., & Neto, F. (2000). Coping with loneliness in adolescence: A cross-cultural study. Social Behavior and Personality: an international journal, 28(4), 329-341.

 

MEB. (2015). http://orgm.meb.gov.tr/www/rehberlik-programlari/icerik/102 adresinden 07.12.2015 tarihinde indirilmiştir.

 

Sartre,J.-P.(1958) Being and Nothingness: An Essay on Phenomenological Ontology. (Trans.H. Barnes.) London: Routledge. (Original work published 1943)

 

Steger, M. F. (2012). Making Meaning in Life. Psychological Inquiry, 23(4), 381–385. doi:10.1080/1047840X.2012.720832

Steger, M. F., Frazier, P., Oishi, S., & Kaler, M. (2006). The Meaning in Life Questionnaire: Assessing the presence of and search for meaning in life. Journal of Counseling Psychology, 53, 80-93.

Steger, M. F., Frazier, P., & Zacchanini, J. L. (2008). Terrorism in two cultures: Traumatization and existential protective factors following the September 11th attacks and the Madrid train bombings. Journal of Trauma and Loss, 13, 511-527.

Steger, M. F., Mann, J., Michels, P., & Cooper, T. (2009). Meaning in life, anxiety, depression, and general health among smoking cessation patients. Journal of Psychosomatic Research, 67, 353-358.

Steger, M. F., Oishi, S., & Kesebir, S. (2011). Is a life without meaning satisfying? The moderating role of the search for meaning in satisfaction with life judgments. The Journal of Positive Psychology, 6(3), 173–180.  

Tillich, P. (2000) The Courage to Be. (2nd edn) New Haven: Yale University Press.(Original work published 1952)

 

Wilber, K. (1991). Grace and grit. Boston: Shambhala.

Yalom, I. (1980) Existential Psychotherapy. New York: Basic Books.

EK: ORTAÖĞRETİM REHBERLİK VE YÖNLENDİRME PROGRAMI YETERLİK ALANLARINA GÖRE KAZANIMLARIN DAĞILIMI

 

OKULA VE ÇEVREYE UYUM

1. Okulda, yönetmeliklerin kendisini ilgilendiren bölümleri hakkında bilgi edinir. 9

2. Okul ve çevresindeki eğitsel ve sosyal imkânlardan yararlanır. 9

3. Okula ilişkin olumlu tutum sergiler. 9

 

EĞİTSEL BAŞARI

4. Başarı ve başarısızlığa neden olan etmenleri belirler. 9

5. Ders çalışma alışkanlıklarını verimlilik açısından değerlendirir. 9

6. Verimli ders çalışma tekniklerini açıklar. 9

7. Sınav kaygısının akademik başarıya etkisini açıklar. 9

8. Eğitsel alanlardaki güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirir. 9

9. Geleceğe ilişkin amaçlarını açıklar. 10

10. Grup çalışmalarında iş birliğinin önemini ve gerekliliğini açıklar. 10

11. Grup çalışmalarına etkili biçimde katılır. 10

12. Verdiği kararları etkili karar verme basamakları açısından değerlendirir. 10

13. Etkili karar verme unsurlarını kararlarında kullanır. 10

14. Yükseköğretim kurumlarına geçiş için akademik başarısını artırıcı çalışma planı yapar. 11

15. Geleceğe ilişkin amaçlarını toplumun sosyal ve ekonomik kaynaklarını da dikkate alarak belirler. 11

16. Yükseköğretim kurumlarına geçiş için akademik başarısını artırıcı çalışma planının etkililiğini değerlendirir. 11

17. Yükseköğretim kurumlarına geçiş ile ilgili bilgi edinir. 11

18. Geleceğe yönelik belirlediği amaçların ulaşılabilirliğini değerlendirir. 11

19.Sınava ilişkin duygularını sınav performansına etkileri açısından değerlendirir. 12

20. Sınav kaygısıyla başa çıkma yollarını kullanır. 12

 

KENDİNİ KABUL

21. Değerlerini fark eder. 9

22. Ergenlik dönemindeki bedensel ve duygusal değişimlerle baş etme yollarını kullanır. 9

23. Başkalarının kendisi ile ilgili görüşlerinin bireyin kendini algılama biçimini nasıl etkilediğini fark eder. 10

24. Bireyin kendini algılama biçiminin davranışlarını nasıl etkilediğini fark eder. 10

25. Değerlerinin hayatı üzerindeki etkilerini açıklar. 10

26. Hobilerin insan hayatındaki önemini belirtir. 11

27. Kültürel birikimin kişiliğine ve kariyerine katkılarını belirtir. 12

 

KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER

28. Kişiler arası iletişimi, unsurları ve türleri açısından analiz eder. 9

29. Kurduğu iletişimleri, etkili iletişimde dikkate alınacak unsurlar açısından değerlendirir. 9

30. Kurduğu iletişimleri, iletişim engelleri açısından değerlendirir. 9

31. Öfkenin yarattığı fiziksel, duygusal ve düşünsel etkileri açıklar. 9

32. Öfke ile baş etmede kullandığı yöntemleri yarattığı etkileri açısından değerlendirir. 9

33. Öfkeyle baş etmede yapıcı yollar kullanır. 9

34. Etkili çatışma çözme basamaklarını açıklar. 9

35. Günlük hayatında kullandığı çatışma çözme basamaklarını etkililiği açısından değerlendirir. 9

36. Akran baskısıyla baş eder. 9

37. Yaşıtlarının ya da kendinin karşılaşabileceği kişisel-sosyal ve eğitsel sorunların farkında olur. 10

38. Eğitsel ve kişisel-sosyal sorunlarla karşılaştığında yardım alabileceği birimlere başvurur. 1

39. Fiziksel, sözel ve duygusal şiddetle karşılaştığında nereden yardım alabileceğini belirtir. 1

40. Fiziksel, sözel ve duygusal tacizle karşılaştığında nereden yardım alabileceğini belirtir. 10

41. Kişisel değerlerine, inançlarına ve tutumlarına uygun olmayan isteklere iletişim becerilerini kullanarak karşı koyar. 10

42. Başkalarının başarılarını ve olumlu davranışlarını takdir eder. 10

43. Karşı cins ile sağlıklı arkadaşlık ilişkileri geliştirmenin önemini kavrar. 10

44. Etkili çatışma çözme basamaklarını kullanır. 10

45. Kişiler arası ilişkilerde esnek ve hoşgörülü olur. 10

46. Günlük hayatında kullandığı sorun çözme yollarını etkililiği açısından değerlendirir.

47. Etkili sorun çözme basamaklarını kullanır. 11

48. Sevginin insan hayatındaki önemini belirtir. 11

49. İnsanları olduğu gibi kabul eder. 12

50. İnsanların özel hayatına saygı gösterir. 12

 

AİLE VE TOPLUM

51. Kitle iletişim araçlarının kişisel ve toplumsal değerler üzerindeki etkisini fark eder. 10

52. Kişisel özgürlükler ile toplumsal yaşamı düzenleyen kurallar arasında bağlantı kurar. 11

53. Toplumsal hayatı düzenleyen kurallara uygun davranır. 11

54. Sahip olduğu haklarını belirtir. 11

55. Kitle iletişim araçlarında sunulan mesaj ve modellerin bireysel ve toplumsal değerlere uygunluğunu analiz eder. 11

56. Kendi davranışlarını doğa ve çevreyi korumaya karşı duyarlılık açılarından değerlendirir. 11

57. Toplum için yapılan gönüllü çalışmalara katılır. 11

58. Toplumsal sorunlarla ilgili çözüm üretir. 12

59. İyi bir vatandaşın özelliklerine göre kendi özelliklerini değerlendirir. 12

60. Eş seçiminin önemini ve eş seçiminde dikkate alınacak unsurları açıklar. 12

61. Aile yaşamında değişen kadın erkek rollerini fark eder. 12

 

GÜVENLİ VE SAĞLIKLI HAYAT

62. Sağlıklı hayat için gerekli alışkanlıkları edinir. 9

63. Kendini zararlı alışkanlıklardan korur. 10

64. Acil durumlarda nasıl davranacağını açıklar. 10

65. Akran desteği ile yetişkin yardımı gerektiren durumları ayırt eder. 10

66. Stresin nedenlerini ve belirtilerini açıklar. 11

67. Stres durumlarında kullandığı tepkileri etkililiği açısından değerlendirir. 11

68. Stresle başa çıkmada uygun yöntemler kullanır. 11

69. Toplumu ve dünyayı ilgilendiren ortak sağlık sorunlarını belirtir. 11

70. Toplumu ve dünyayı ilgilendiren ortak sağlık sorunlarından korunma yollarını ifade eder.11

 

EĞİTSEL VE MESLEKİ GELİŞİM

71. Eğitsel ve mesleki planlama dosyası düzenler. 9

72. Okulda seçebileceği dersler hakkında bilgi toplar. 9

73. Ders seçimine etki eden faktörleri sıralar. 9

74. Kendini tanımanın ders seçimindeki önemini fark eder. 9

75. Seçebileceği dersler ile meslekler arasındaki ilişkiyi açıklar. 9

76. Seçeceği mesleğin hayatını nasıl etkileyeceğini açıklar. 9

77. Mesleki değerleri, ilgileri, yetenekleri ve kişilik özellikleri ile seçebileceği dersler arasında ilişki kurar. 9

78. Eğitsel ve mesleki planlama dosyasından yararlanarak, mesleki değer, ilgi, yetenek ve akademik başarısını göz önünde bulundurarak geçiş yapabileceği okulları değerlendirir. 9

79. Ders seçiminde kendini ve içinde bulunduğu koşulları gerçekçi bir biçimde değerlendirir.

80. Eğitsel ve mesleki planlama dosyasından yararlanarak mesleki değer, ilgi, yetenek ve akademik başarısına uygun ders seçimi yapar. 9

81. İlgi duyduğu mesleklerin gerektirdiği kişilik özellikleri ile ilgili bilgi edinir. 10

82. İlgi duyduğu mesleklerin gerektirdiği eğitim hakkında bilgi edinir. 10

83. Mesleki değerlerin meslek seçimindeki rolünü açıklar. 10

84. Meslekleri tanıtan kaynaklar hakkında bilgi edinir. 10

85. Ön yargıların meslek seçimine etkilerini değerlendirir. 10

86. Mesleki doyum ile mesleki değer, ilgi, yetenek ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi fark eder. 10

87. Seçtiği derslerin dışında kalan diğer derslerle ilgili yükseköğretim programları hakkında bilgi edinir. 10

88. Meslekleri tanıtan kaynaklardan yararlanarak geleceğe yönelik hedeflerini değerlendirir. 1

89. Mesleki değer, ilgi, yetenek ve akademik başarısını göz önünde bulundurarak seçtiği/seçeceği derslerin

uygunluğunu değerlendirir. 10

90. Önemi artan ve azalan meslekler hakkında bilgi edinir. 11

91. Kısa ve uzun dönemde mesleki hedeflerini belirler. 11

92. Üretkenliğin toplum açısından önemini fark eder. 11

93. Ekonomik ve toplumsal ihtiyaçların meslek seçimine etkilerini açıklar. 11

94. Yükseköğretim programları ve koşulları hakkında bilgi edinir. 11

95. Mesleki değer, ilgi, yetenek ve akademik başarısına göre yükseköğretim programını seçmenin önemini fark eder. 11

96. Ortaöğretim sonrasında işe ve mesleğe hazırlayan kurum ve mesleki kurslar hakkında bilgi edinir. 11

97. Staj yapabileceği yerleri belirler. 11

98. Seçtiği/seçeceği derslerin hayatını nasıl etkilediğini/etkileyeceğini sorgular. 11

99. Mesleki amaçlara ulaşmada çeşitli yükseköğretim programının koşullarına göre seçtiği/seçeceği derslerin uygunluğunu değerlendirir. 11

100. Ortaöğretim süresince aldığı eğitimin hedeflediği mesleğe katkısını değerlendirir. 12

101. Yükseköğretim programlarını ve koşullarını değerlendirir. 12

102. Bulunduğu çevredeki meslekleri değerlendirir. 12

103. Ortaöğretim sonrasında işe ve mesleğe hazırlayan kurum ve mesleki kursları değerlendirir. 12

104. Ortaöğretim sonrasında kendisine uygun olacak iş imkânlarını belirler. 12

105. Yöneleceği iş ya da mesleğin iş piyasası, çalışma alanı ve koşullarıyla ilgili bilgi edinir.

106. İş veya eğitim başvurusu için öz geçmiş yazar. 12

107. İş görüşmesinde dikkat edilecek hususları açıklar. 12

108. İş deneyiminin işe yerleşmede ve iş başarısındaki önemini açıklar. 12

109. Çalışan ve işverenlerin temel hak ve sorumlulukları hakkında bilgi edinir. 12

110. İş ve meslek yaşamında etik değerlerin önemini fark eder. 12

111. Kendi kişilik özelliklerini iş bulma, sürdürme ve geliştirme açısından değerlendirir. 12

112. Kişisel çabası ile edinebileceği bilgi, beceri ve birikimlerin başarılı bir iş yaşamı için gereğini açıklar. 12

113. Meslek hayatında hayat boyu öğrenmenin önemini açıklar. 12

114. Yükseköğretimde yararlanabileceği burslar ve yurtlar konusunda bilgi edinir. 12

115. Yurt içi ve yurt dışı eğitim olanakları ve başvuru koşullarına ilişkin bilgi edinir. 12

116. Uluslararası iş piyasasında geçerliği olan meslekler hakkında bilgi edinir. 12

117. Yükseköğretim programları ile ilgili tercihlerini kişisel, sosyal, akademik ve mesleki açılardan kendisine uygunluğuna göre değerlendirir. 12

118. Mesleki gelişiminde kitle iletişim araçlarından yararlanmanın önemini açıklar. 12

119. “Eğitsel ve Mesleki Planlama Dosyası”ndan yararlanarak yükseköğretim programı seçer.

120. Mesleki değer, ilgi, yetenek, kişilik özellikleri ve akademik başarısına uygun yöneleceği yükseköğretim programını belirler. 12

Please reload

Please reload

Please reload

 

Tüm hakkı saklıdır. Coprighted